HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ

Artık insan olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlamaktan korkar hale getirildik. Belki de insan olmanın nasıl bir şey olduğunu unuttuğumuz için korkuyor da olabiliriz. Herkese ve her şeye karşı olan bu şiddet eğilimini ilk kim başlattı acaba? Nasıl bu kadar köreldi vicdani duygularımız? İnsana yapılan vahşetten bahsetmek bile istemiyorum; ama dilimizi bile bilmeyen ve bize bir şekilde muhtaç olan hayvanlar bu öfkenin neresinde yer alıyor acaba?

Her sene 4 Ekim günü ‘Hayvanları Koruma Günü’ olarak kutlanıyor. Ve bu kapsamda insan olarak hayvanlar adına söyleyecek bir şeyler olduğuna inanan bir kesim bu günde seslerini daha fazla kişiye duyurmaya çalışıyorlar.

Evet herkes hayvan sevmek veya beslemek zorunda değil. Ancak saygı duymak, bir başka türde yaratılanı saymak çok da zor olmasa gerek. Minicik bir köpek kesilerek katlediliyor, bir kedi cinsel istismara uğruyor, bir fil para uğruna kırbaçlanıyor, bir aslan zevk için uyuşturuluyor, bir tilki göşteriş uğruna derisinden mahrum bırakılıyor ve daha nicesi. Ve bunları kim yapıyor? İnsanoğlu! O çok muhteşem, kendinden başka hiçbir şeyi önemsemeyen, önemsemezken kendi türüne bile acımayan insanoğlu! Niçin peki? Daha mı çok heyecan verici bir fili kendi doğası dışında izlemek? Veya bir kürk giymek bu kadar mı önemli? Bir köpeğin kolunu bacağını kesince nasıl bir haz alır ki insan? Onlar savunmasız, onlar dilsiz, onlar anlatamazlar, onlar şikayetçi olamazlar. Onlar sadece kendi doğaları gereği korkularından bizi uzaklaştırmak isterler. Onları rahatsız eden bizleriz çünkü. Bizler de onlardan korkarız bu saldırgan huylarından dolayı. Sonra da deriz ki biz düşünen ve araç kullanabilen varlıklarız. İki hayvan mı bizi yıldıracak? Alırız elimize en korkunç aletleri karşı saldırıya geçeriz. Neticede de insanoğlunun zalimce düşünen bir kısmı bizi yine utanç içine sokar. Aslında bizim nasıl yaratılış hikayemiz varsa onların da vardır elbette. Bu dünyaya gelme amaçları bizim vahşi yönlerimizi tatmin etmek değildir tabiki. Ama bizler – yani bizden olan bir kısım – henüz bunu anlayabilmiş değil. Yahut çoktan unutmuş.

Elbette her fikir şiddeti çağrıştırmıyor bizler için. Aramızda saygı göstermesini bilen, acizin yanında olmayı görev edinmiş, en azından çabalayan bir kesimin varlığı inkar edilemez. Ünlüsü – ünsüzü, zengini – fakiri, yani kısacası benliğini ve vicdanını en önemlisi ahlakını kaybetmemiş kişiler de var. Maddi manevi destek olmaya çalışıyorlar bu vahşete dur demek için.

Peki durur mu bu vahşet? Çok zor. İmkansız değil; ama çok zor. Cezai yaptırımlar, sıkılaştırılmış denetimler, ibretlik örnekler ve daha çok kişinin desteğiyle zaptedilebilir hale getirilebilir. Çünkü böyle giderse soluduğumuz hava bile canımızı acıtacak. Bir dur demek lazım. Veya daha doğrusu, zamanından beri söylenen “Dur!” kelimesini artık anlamlandırmak lazım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.